DUVARA TUĞLA OLMAK

Efsanevi Rock grubu Pink Floyd’u duymuşsunuzdur. Bu grubun 1979 tarihli The Wall üçlemeli albümünde bir şarkısı var, adı: “Another Brick in The Wall”. Bu şarkıyı youtube’tan aradığınızda sadece ilk sayfada çıkan değişik paylaşımlarının toplam izlenme sayısı 264 milyon civarındadır. Ülkemizde izlenme oranı çok düşük olan videonun Türkçe altyazılı versiyonlarının izlenme oranı bir milyon kadardır.

Eğitim sistemine yönelik çok ciddi bir eleştiri var videoda. Şarkı belli eğitim sistemlerinde ve özelde yönetici ve öğretmenlerin, öğrencilerin yeteneklerini, kapasitelerini, yaratıcıklarını ve kişiliklerini hiç dikkate almayarak onları isimsiz, sessiz sıradan insanlar yapmalarına karşı yazılmış bir şarkıdır. The Wall filminin bir sahnesinde olduğu gibi şiir yazan öğrenciyi sınıfta aşağılayan öğretmen benzetmesi buna örnektir.*

Bu şarkının sözlerinden bölümler aşağıda;

We don’t need no education.
Eğitime ihtiyacımız yok.

We don’t need no thought control.
Düşünce kontrolüne ihtiyacımız yok.

No dark sarcasm in the classroom.
Sınıfta küçük düşürülmeyi istemiyoruz.

Teacher, leave those kids alone.
Hoca, rahat bırak çocukları.

Hey, Teacher, leave those kids alone!
Hey, Hoca, rahat bırak çocukları!

Çocuklarımızın dört duvar arasında, çoğunlukla sınavlara yönelik aldığı eğitim insan kalitemizi ciddi şekilde etkiliyor. Son yıllarda pek çok okul öğrencilerini değişik fırsatlar tanıyarak yetenekleri doğrultusunda eğitmeye çalıştığını da görüyorum. Aslında genel anlamda öğretmenlerin büyük kısmı Pink Floyd’un şarkısındaki çirkin ve itici öğretmen karakterine hiç uymuyor ama öğrencilerin yaratıcılığını, üreticiliğini öldüren, şevkini kıran öğretmenler de yok değil.

Şair mi olacaksın, şiir karın doyurmuyor laflarını duymuşsunuzdur pek çok kişiden, özellikle ebeveynlerden… Azerbaycan’da milli ruhu hep şairlerin ayakta tuttuğu söylenir. Bizde İstiklal Marşı ‘Korkma’ diye başlar ve mesela bu 15 Temmuz darbecilerinin unuttuğu şeydir.

Tek düze ve insanları kalıba sokan eğitim sisteminden bıktık. Başbakanımız ve Milli Eğitim Bakanımız açıkladı, beşinci sınıfların İngilizce ağırlıklı eğitim uygulaması zorunlu hale getirilecekmiş. Düşünebiliyor musunuz çocuklarımıza Türkçe 6 saat verilirken İngilizce beşinci sınıfta 16, altıncı sınıfta 8 olacakmış (Belki daha fazla, ne olacağı ve nasıl olacağı konusunda açık bir bilgi yok, sadece pilot uygulamalar var). Kendi ana dilinden daha fazla yabancı dil dersi verilecek bir memleket düşünün desem herhâlde aklınıza Türkiye’den başka ülke gelmez.

Yabancı dil öğretimine karşı değilim. Kendi çocuğum şu an altıncı sınıfta ve anasınıfından beri İngilizce görüyor. Artık İngilizce kitaplar okumaya başladı. İngilizce söylenen şarkıları anlamaya başladı. Kendim akademik çeviriler yaptım ve yapıyorum. Aynı Pink Floyd’ta olduğu gibi çocuklarımızı tek düze kalıba sokar gibi illa İngilizce öğreteceğiz diye ısrar etmemizin bir anlamı yok, bir yararı da olmayacak.

Yabancı dilin öneminden söz etmeye gerek yok. Ancak herkese yabancı dil öğretme davasından da vazgeçmeliyiz. Tıpkı herkese Matematik öğretme sevdamızdan vazgeçmemiz gerektiği gibi. Herkesi devlete memur yapma sevdasından da vazgeçmeliyiz. Bir turist geldiğinde onu anlama ve ona derdimizi anlatma sevdasından da vazgeçmeliyiz. Biriyle anlaşmak için aynı dili konuşmaya gerek yok, iletişimin pek çok kanalı var, dil bunlardan sadece biridir. Dili isteyen herkes öğrenebilmeli, isteyen herkese matematikte ilerleme fırsatı tanınmalı.

Dili asgari düzeyde herkese öğretmeye çalışmalıyız ancak, eğitimlerinin en önemli döneminde bütün çocuklarımıza diğer bütün derslerden ve disiplin alanlarından daha fazla yabancı dili öğretme planı eğitimle ilgili bir karar olamaz.
*https://pinkfloydturk.net/2012/11/18/the-wall-nedir-neyi-anlatir/

Mahir KILIÇOĞLU
Eğitimci

12 Ekim 2016 Çarşamba 00:34 http://www.kamuexpress.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir