EĞİTİM VE SOSYAL SORUNLAR

Sınavların gençleri zehirlediğini bu köşede okudunuz siz. Bir yıl kadar önce kaleme alıp burada paylaştığım yazıda açıkça hem ortaokulda hem de lisede gençlerimizin verimli ikişer yılı sınavlara hazırlıkla geçiyor demiştim. O yazıda;

“Ebeveynler, öğretmenler çoktan seçmeli sorularla çocuklarımızı bir üst basamaktaki okula hazırlıyor. En zeki çocuklarımızın hayatlarının en verimli dört yılı (ikisi ortaokul, ikisi lise’de) sınavlara hazırlıkla geçiyor.” diyerek konunun ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmiştim.

Cumhurbaşkanımızın çıkışı ile TEOG sınavı kaldırıldı. Bizim yıllardır söylediğimiz şeyleri siyasilerin yeni yeni dillendirmesi umut vericidir. Sadece TEOG değil, ÖSYS sınavlarının ve KPSS’nin de kaldırılması gerekiyor.

İnsanları belirli sayıda soruları, kendilerine verilen süreye ve verdikleri netlere göre değerlendirip okula ve işe yerleştirmek zaten doğru sonuç vermiyor ancak hepsinden önemlisi insanlarımızı topu topu 100 kadar soru için yıllarca meşgul etmek büyük zaman ve emek kaybından başka bir şey değildir.

Okullarda verilen derslerin sadece bir kaç tanesinin kıyas kabul edilerek iyi mühendis, iyi öğretmen, iyi doktor, iyi hemşire, iyi avukat, iyi muhasebeci olacağını varsaymak gibi yanılgı sonunda iyi kavramının içi boşaldı ve yetiştirdiğimiz insanlardan şikâyet eder olduk.
Nitelik yönünde problemli üniversite mezunlarımız var artık. Bütün sınavlardan başarıyla çıkmış ama hala bir şeylerin eksik olduğu konusunda hem fikir olduğumuz, kafasına güvendiğimiz ama kalbine güvenemediğimiz bir yığın üniversite mezunumuz var.

“Önce ahlak ve maneviyat” sözünün sahibi merhum Necmettin Erbakan’dır. Şimdilerde gençlerimizde eksik olan şeyin ahlak ve maneviyat olduğunu söyleyip duruyoruz. Bütün sınavlardan başarıyla geçmiş ahlaklı ve maneviyatı yüksek gençlerimiz olduğunda da sınavların bize kaybettirdiğini hala anlamamış olacağız.

Çünkü gençlerimizin en verimli yıllarını sınavlardan geçmeye odaklamışız. Sınavını geç yeter, sonrasında bir iş güç sahibi olursun diyerek motive etmişiz. Ülkenin ihtiyacı olan mühendisleri, doktorları, hemşireleri, öğretmenleri, avukatları, veterinerleri, tarihçileri vs. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde yetiştirmiş olsak bile, şairleri, yazarları, aydınları, sanatçıları, mucitleri, düşünürleri yetiştiremiyoruz.

Hafta sonu Fenerbahçe-Beşiktaş maçı vardı. Her iki takımın oyuncu kadrosunu saydım her iki takımda sahaya 8 yabancı ile çıkmıştı. 22 kişilik oyuncu kadrosunun sadece 6’sı Türk. İhtiyacımız olan futbolcuyu hadi dışardan ithal edip oynattık, şairi, yazarı, sanatçıyı, edebiyatçıyı, aydını, mucidi, düşünürü, müzisyeni de mi ithal edeceğiz?

Ne eğitim yönetimi konusunda iyi bir sınav veriyoruz, ne de spor yönetimi konusunda. Her şehirde spor liseleri açıldı ancak insanlarımızın aklı fikri devletten bir kadro kapmak. Milyonlarca insan KPSS için yarışıyor. Topu topu bir kaç bin kadro için milyonların yarışması kadar felaket bir şey yok?

Özel sektörde işverenler personeline asgari ücreti fazla görüyor, sigortasını yapmıyor, maaşının bir kısmını kesiyor. Türlü türlü oyunlarla insanların kazançlarına el konuluyor. Bu bilindiği halde denetim yapılmadığından ve insanlar işsiz kalmamak için kimse sesini çıkarmıyor. Ülke ciddi bir memnuniyetsizler kitlesiyle dolu. Sosyal sorunlar dağ gibi olmuş artık siyasal iktidar ve siyasi partiler için ciddi tehdit halini almıştır. Durum böyleyken, sınav sisteminin insanlara verdiği zararı birilerinin hesap etmesi gerçekten çok zor.

Ancak bizzat eğitimin kendisi ve bu uygulanan sınav sistemi memnuniyetsizler kitlesini besliyor. Çünkü:

1. Eğitim sistemi devletin ihtiyacı olan personeli yetiştirmek üzerine kurgulanmış ve sistem sürekli insanlara bunu empoze ediyor,
2. Sınavlar sürekli şekilde eğitimi şekillendiriyor, belirli yeteneklere sahip yüzbinlerce kişi birbirine yakın puanlar alarak atanmak için umut besliyor ve bunun sonucunda beklenti kamuya girmeye yönelik oluyor,
3. İnsanların yeteneklerini, yeterliliklerini sınırlı alanlarla ölçüyor, bir işi yapmak için gerekli becerileri ya hiç ölçmüyor ya da çok azını ölçüyoruz.
4. Esas iş gücü açığı ve iş gücü ihtiyacı özel sektörde olduğu halde buradaki memnuniyetsizlikler insanları kamuda çalışmaya yönlendiriyor.

Eğitimi günümüze ve geleceğe göre şekillendirmediğimiz sürece, gelecek 20 yılda kaybettiğimiz şeyleri anlamak için vaktimiz bile olmayacak… Gecikiyoruz ancak tren kaçmış değil. Bugün TEOG birdenbire nasıl kaldırıldı ise, ÖSYS sınavları, KPSS ve diğer pek çok sınav yeniden yapılandırılmalı, okula yerleşmede, iş ve meslek sahibi olmada sınavların rolünü eğitimi şekillendirecek yapısından kurtarıp, eğitimde bütüncül değerlendirmeye, süreç odaklı bir değerlendirme sistemine geçmemiz gerekiyor.

Mahir KILIÇOĞLU
Eğitimci
24 Eylül 2017 Pazar 22:18 http://www.kamuexpress.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir