EĞİTİMDE KİŞİLİK BÖLÜNMESİ

Dünyada, Batı Medeniyetinin diğer medeniyetler üzerinde hâkimiyetini kabul ettirdiğinden beri çok şeyler değişti. Batı Medeniyetinin bütün varlığını sömürü ve güç gösterisi üzerine kurduğunu söyleyebiliriz. Dünyanın en büyük sömürü sistemlerini Batı Medeniyetinin temsilcileri kurdu ve devam ettirdi. Dünya tarihinin en büyük savaşları, Batı Medeniyetinin özünde sömürgecilik yatan güç savaşları olan I. Ve II. Dünya savaşlarıdır.

Batı’nın insanlığa attığı en büyük kazık ise “Sekülerizmdir”. Kısaca dünyevileşme diyebileceğimiz bu kavram, bugünkü sıkıntılarımızın arkasında yatan esas düşünce yapısıdır. İnsanı sadece maddeden ibaret olarak gören, hayatı bu dünyadan ibaret sayan, toplumu dünyayla ilgili değerleriyle ele alan bu düşüncenin ülkemize yansımaları Osmanlı döneminde başlamış, Cumhuriyetle devam etmiştir.

Toplumumuz, manevi dinamikleri güçlü, inançları sağlam insanların yoğun olarak yaşadığı bir toplumdur. Bu durum, geçmişte okuma yazmanın % 10’larda olduğu dönemlerde de geçerlidir. 19. Yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başında önce Osmanlı toplumu içindeki gayri-Müslim unsurlar sekülerleştirildi. Sonra Müslüman toplumların sekülerleştirilmesi için çalışmalara başlandı. Öncelikle Osmanlının son döneminde sorunlarıyla büyük tartışmalara sebep olan medreseler kaldırıldı, sonra laik eğitime geçildi.

Dinin kontrol altında tutulması için, imam-Hatipler ve İlahiyatlar açıldı. Aslında bu şekilde, eğitim iki yapılı hale getirildi, dini bilgilerin verildiği ve sembolik olarak din adamlarının yetiştirilmesinin amaçlandığı imam-hatipler ve din adına neredeyse hiçbir şeyin verilmediği diğer okullar.

Cumhuriyetin ilk devirlerinde, medreselerin yerine açılan bütün İmam-Hatipler, seküler yapıya tehdit oluşturuyor diye tek tek kapatıldı. Seküler bir toplum oluşturulmak istendiği için bu yolda her şey yapıldı.

Sonradan büyük ihtiyaç doğduğu için tekrar açılan İmam-Hatiplerle ülkede iki karakterli eğitim sisteminin de doğmasına neden oldu. İki karakterli diyorum, bir tarafta 1918’de Şeyhülislam Musa Kazım efendinin son şeklini verdiği medrese programını uygulayan İmam Hatipler, diğer tarafta temeli aslında Osmanlı döneminde açılan idadi ve rüştiyelere dayanan sekülerleştirilmiş okullar.

Okulların sekülerleştirilmesi, onların programlarının tam anlamıyla sekülerleştirilmesiyle gerçekleştirildi. Osmanlı Devleti işlenirken onun cihat ruhuyla yaptığı savaşlar, toprak ele geçirmek için yapılan savaş olarak gösterildi. Mevlana ve Yunus gibi maneviyat devleri sevgi ve hoşgörü insanları yapıldı. Hazreti Peygamberin hayatı Kur’an’dan soyutlandı, tarihsel bir kişilik olarak aktarıldı.

Bu durum önce bireylerde kişilik bölünmelerine, sonra toplumsal bölünmelere giden bir sürece yol açtı. Günümüzde de halen olduğu gibi devam eden seküler eğitim sistemi ve dini eğitim ayrı kulvarlarda varlığını sürdürüyor.

Anadolu ve Rumeli insanı, inanmış, inanç yönünden sağlam temellere sahip insanlardır. Bu insanlar arasından sırf eğitim yoluyla seküler bir toplum yapısı oluşturuldu. Aslında hedef tüm toplumu seküler yapmaktı ancak toplumun içindeki bir takım dinamikler karşı eylemle bu anlayışın toplumun tamamına sirayet etmesine engel oldu.

Şimdi önümüzde halen devam eden ikili yapılı sistemle devam edip-etmeme yönünde bir yol ayrımı var. Eğitimin bu ikili yapıdan kurtulması gerekiyor. Mevlana, Yunus ve Hacı Bektaş’ın gerçek kimlikleriyle öğretildiği; Osmanlı’nın, Eyyub El-Ensari ile aynı nedenlerle Viyana önlerine gittiğini gösterecek bir eğitim programıyla bu ikili yapının tasfiye edilmesi gerekiyor.

Bir oryantalist gözüyle İslam Dünyasına bakan eğitim sisteminin değişmesi gerçekleşmezse, insanların bir kısmı Arapların birinci dünya savaşında Türklere ihanet ettiğine inanmaya devam eder. Batı’nın yeryüzünün gerçek efendisi olduğunu gizli gizli telkin eden, bir kısmını buna inandırırken diğerlerini de aşağılık kompleksine sürükleyen eğitim sisteminde köklü değişiklerin yapılması gereklidir.

Mahir KILIÇOĞLU
Eğitimci

01 Mayıs 2017 Pazartesi 16:58 www.kamuexpress.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir