KENDİ GEÇMİŞİYLE BARIŞIK EĞİTİM

Bize atalarımıza küfretmeyi, onları hor görmeyi öğrettiler okullarda. Yoksa insanlar durup dururken Osmanlı düşmanı olamazlar. Lisede inkılap Tarihi dersinde anlatılan şeylerin yanlışlığını o kadar belge ve bilgiyle ortaya koydum ki sonunda öğretmenimiz ‘tamam’; ‘Biz kendimize verilen programı, müfredatı işlemek zorundayız, farklı bir şey yapamam. ‘ demişti.
O gün İnkılap Tarihi dersi öğretmeni gerçekten bana büyük sabır gösterdi. Konuşmama, belge sunmama izin verdi. Açıklamasıyla da ne durumda olduğunu itiraf etti aslında. 90’lı yılların başında hala darbecilerin ağırlıkları hissediliyor, Laiklik ve Atatürkçülük maskesiyle fikir özgürlüğüne, tarihin okullarda doğru şekilde öğretilmesine engel olunuyordu. Bugün bile hala aynı kaynaklar ve aynı müfredat okutuluyor.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir açılışta yaptığı konuşmada bu konuya temas etti. Cumhurbaşkanımız, mevcut eğitim sisteminin gençlere kendi tarihlerini, kültürlerini unutturmak ve düşman etmek üzere kurulu olduğunu belirtti. Açılışta yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanımız şöyle konuştu;
”Ülkemizde uzun süre tarihimizi unutturma kendi değerlerimize düşmanlık üzerine kurulu bir eğitim sisteminin dayatılmaya çalışılması mahcubiyetten kaynaklanıyor.
Önümüzdeki dönemde, İnşallah, ana sınıfından başlayarak tarihimizle, kültürümüzle barışık bir zemine oturtacağız.”
Cumhurbaşkanımızın söylediği şeyi yaşayan bir insanım. Yukarıdaki örneği de bu nedenle verdim. Sadece kendi tarihimize yönelik nesilleri düşman yapma çalışmaları yapılmadı, yapılmıyor. Kendi değerlerimize, kendi kültürel köklerimize de bizleri yabancılaştırmak için her şey yapıldı, yapılıyor. Bizlerin Batı’nın meşhur düşünürlerini, bilim adamlarını okurken, onlara büyük ilhamlar veren, çoğu fikirlerini kendilerinden aldıkları İslam fikir ve bilim adamlarını tanımamız, okumamız, araştırmamız adeta yasaklanmış.
İbni Hazm’ın ‘Güvercin Gerdanlığı’ adında bir kitabı var. İnsan karakter tahlilleriyle dolu bir kitap. Sevgi psikolojisi üzerine yapılmış çok değerli bir davranış bilimleri kitabı. Endülüs İspanyasındaki Müslümanlardan İbni Hazm’ın kaleme aldığı kitapta günümüzde bile geçerliliğini koruyan tespitler ve analizler var. Yazarı Arap ve Müslüman olduğu için çoğumuzun adından dahi haberi olmayan bir kitap.
İnsan bir defa geçmişine düşman oldu mu her şeyi yapar. Tren katarları ile Osmanlı arşivlerini yok pahasına Bulgarlara vermişiz. Bunun haricinde ağırlığı tonlarla ifade edilen arşiv belgeleri, Osmanlı’dan kalma olduğu için yakılmış, yok edilmiş. Bizim tarih düşmanlığımız bununla da kalmamış, eğitim programlarıyla ecdada sürekli küfür etmemiz için müfredat oluşturulmuş.
Cumhurbaşkanımızın açıklaması çok önemli. Anaokullarından başlayarak müfredatı düzenlememiz, geçmişiyle barışık, kültürüyle ve değerleriyle barışık bir nesil yetiştirilmesi gerekiyor. Bazılarının irtica diye gözümüzü korkuttuğu şeyin esas medeniyet, esas özgürlük ve esas gelişme olduğunu görmesi içinde bunu yapmamız gerekiyor.
Bunun yanında AK Parti hükümetlerinin 2002’den beri en başarısız olduğu konunun hatta tek başarısız olduğu konunun eğitim olduğunu söylemenin de gerekliliğini düşünüyorum. Eğitimde AK Parti hükümetlerinin devrim niteliğinde yaptığı değişikliklere rağmen istendik başarının yakalanmamasının büyük sıkıntı olduğunu, bunun hükümet çevrelerinde de hissedildiğini düşünüyorum.
Çünkü derslik sayılarının çok büyük oranda yeterli düzeye getirilmesi, öğretmen eksiğinin ciddi oranda giderilmesi, okullara teknolojinin bütün argümanlarıyla getirilmesi, destekleme kurslarının ciddi şekilde teşvik edilmesi gibi önemli uygulamalara rağmen eğitimde istenen başarı yakalanmadı. Şimdi PİSA sonuçlarına göre eğitim durumu tartışılıyor, ortadaki başarısızlığın nedenleri üzerinde konuşmalar yapılıyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, Sayın Başbakanımızın açıklamalarıyla ortaya çıkan bir çalışma yapıyor. 5. Sınıflar hazırlık sınıflarına dönüştürülecek ve yabancı dil öğretimi yapılacak. Bu, Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamayla çelişen bir durum. Dil öğretmenin pek çok yolu vardır ancak bunun yolu bir dili, kendi ana dilinden daha ağırlıklı olarak bir yabancı dilin öğretilmesi, kültür emperyalizmini kendi elimizle kendimize uygulamaktan başka bir şey olmaz.
Herkese aynı derecede yabancı dili öğretmek gerekçesi eğitim bilimle açıklanamayacak bir durumdur. Çünkü her şey gibi, dilin öğretimiyle ilgili belli başlı yollar ve yöntemler vardır. Sürekli ambargo yediğimiz, sürekli gelir eşitsizliği yaşadığımız, sürekli vize sorunu yaşadığımız ülkelerin dilini öğrenmek için gösterdiğimiz çabanın bir kompleksten kaynaklandığını söylemenin abartı olmayacağını düşünüyorum.
YDS’den 50 bile alamayan kişilerin dil öğretmeni olması bile ayrı bir sorunken, çocukların bu öğretmenlerden dil öğrenecek olması tamamen garabettir. Ya YDS’de bir sorun var ki bence bu haklı bir söylem; ya da dil öğretecek öğretmenlerimizde… Durum bu kadar karışıkken, 5. Sınıfların hazırlık sınıfı olması, dil eğitiminin programda daha ağırlık kazanacağını gösteriyor. Böylece başta İngilizce olmak üzere dil öğretmeni açığı sorunu ortaya çıkacak. Elinde dil eğitimi aldığını belgelendiren, YDS’de 50 bile alamayacak kişiler dil öğretmeni olacaklar…
Bütün bunların müfredatın daha milli olması, kendi kökümüz ve tarihimizle barışık programlarla bir araya getirildiğinde, eğitim konusunda müthiş bir kafa karışıklığının olduğunu görüyoruz. Çünkü bir yandan kendi kökleriyle barışık bir eğitim isteniyor, diğer yandan modern eğitim isteniyor. İkisi birleştirilebilecek unsurlar ancak bunu yanlış şekilde yapıyoruz. Anaokullarında başlayarak daha milli eğitime, daha kendisiyle, değerleriyle, tarihiyle barışık eğitime evet, dil öğretimine evet ancak bütün bunları doğru şekilde yapmak gerek.
Sorunların hepsi, doğru hedef ve isteklerin eğitim bilimlerinin kendi ilkeleri ve kuralları içinde gerçekleştirilmesi gerekirken, bunun siyaset, ekonomi ve diğer sosyal bilimler çerçevesinde ele alınıp gerçekleştirilmeye çalışılmasından kaynaklanıyor. Bu böyle olmasaydı, eğitim bakanlığı, AK Parti hükümetlerinin en çok bakan değiştirdiği bakanlık olmazdı. Sayın Cumhurbaşkanımız, ülkemizde duayen eğitimcilerinden birini bakan yaparak, düşündükleri şeyleri, bizim de hassas olduğumuz paylaştığımız konuları eğitimde daha doğru şekilde uygulayabilir ve böylece başarı daha kısa sürede yakalanır.

Mahir KILIÇOĞLU
Eğitimci

11 Aralık 2016 Pazar 02:11 http://www.kamuexpress.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir