U DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL

Yanlış bir yola girdiniz, bu yolun dönüşü kaç kilometre ötede ise oraya kadar gitmek zorundasınız. Yani U dönüşü yapılabilecek müsait bir yere varıncaya kadar gitmek zorundasınızdır. Zararınız sadece zamanınız ve yaktığınız yakıt olur. Bozuk bir yola girmemişseniz kolay kolay başka bir arıza da çıkmaz.

Eğitimde yanlış uygulamalar, başka sonuçla karşılaştırılamayacak bir takım kötü sonuçlar çıkarır. İngilizlerin, logaritmik cetveli yıllarca sömürgelerinde ezberletmesinin bir amacı vardı. İngilizler için doğru, sömürgedeki halklar için felaket denilecek bu ezber sisteminin sonuçlarını, sayıları milyarları bulan toplumlar çekti. Eğitimde yapılan yanlışlar ülkelerin bağımsızlıklarıyla ve gelişmişlikleriyle ilgili sonuçları etkiler.

Rahmetli Oktay Sinanoğlu, kendi okuduğu okulu olan TED Lisesiyle ilgili anılarını anlatırken, lisenin son senesine gireceği yılın evvelinde okulunda dedikodular çıkmış. Parasızlıktan dolayı okulun kapanabileceğinden söz ediliyormuş. Türkiye’nin en iyi eğitiminin verildiği ve Atatürk’ün açtığı okul ciddi maddi problemler yaşıyormuş o yıllarda.

“Biz korkuyla tatile gidip geldik. Okulumuzun kapanmış olmasını beklerken, okulun yenilendiğini, her şeyin baştan aşağı elden geçtiğini gördük. Okula yeni ve Amerikalı öğretmenler gelmişti. Artık okulun eğitim dili İngilizce olmuştu.” demişti merhum Sinanoğlu.
Bu hikâyeyi ondan bizzat dinledim. Daha sonra TED kolejindeki sistemin çok beğenildiğini ve Türkiye’nin her yerine açılan Anadolu liselerinde de uygulandığını söyledi. Bir sene hazırlık, arkasından Matematik, Fen bilimleri ve bazı dersleri İngilizce olarak işliyorlar ve çocuklar hem İngilizcelerini geliştiriyor, hem de ana grup bilim derslerini bilim dili olan İngilizce (!) olarak öğreniyorlarmış.

Bizim geri kalmışlıkla ilgili makûs talihimizi yenmek için toplum olarak kabullendiğimiz sistem, bize başkaları tarafından dayatılmış, birilerinin sömürgelerine zorunlu olarak uygulattığı batı dillerinden biriyle eğitim uygulamasını, biz gönüllü olarak kendimize uygulamaya başlamıştık. Çocuklarımızı, Anadolu liselerine yerleştirmek için adeta at gibi yarıştırıyorduk.
Biz bu saçmalıktan Sayın Hüseyin Çelik’in bakanlığı sırasında kurtulduk. Artık okullarda yabancı dilde bilim veya kültür dersleri okutulmayacak dendi ve öyle kaldı.

Şimdi de ortaokul beşinci sınıfların bir çeşit hazırlık sınıfları olması yönünde çalışmalar var. Başbakanımızın açıkladığı ortaokul beşinci sınıflarda İngilizce ağırlıklı eğitimin zorunlu hale getirileceği konusunu, bu hafta pek çok kişi ile konuştum, tartıştım. Ünlü bir gazetecinin “Çok iyi bir uygulama olur” dediğini duydum kendisini dinlerken. Herkes bu konuda bir şeyler söylüyor, söyleyecek, söylemeli de. Bizler eğitim konusunda hiçbir uygulamayı yeterince tartışmadan, tüm boyutlarını ortaya koymadan pat diye uygulamaya sokuyoruz.
Beşinci sınıflarda İngilizce ağırlıklı eğitim şu an pilot okullarda uygulanıyor. Okulların birinde haftada 16 saat İngilizce yanına 24 saat diğer derslerden konulmuş. Bunlar;

6 saat Türkçe
5 saat matematik,
4 saat fen bilimleri
3 saat sosyal bilgiler
2 saat din kültürü ve ahlak bilgisi
2 saat beden eğitimi ve spor
2 saat seçmeli ders

Talim-Terbiye Kurulunun kendi sitesinde yayınladığı İlköğretim kurumları haftalık ders çizelgesi orta kısmıyla ilgili 28.05.2013 tarihli düzenlemesinde, bu konuda beşinci sınıflarda haftada 18 saate kadar yabancı dilde eğitim verilebileceğine yer verilmiş. Yabancı dilde eğitim Talim Terbiye’nin bu açıklamasında isteğe bağlı olarak yapılabilir şeklindedir.

Dışardan bakınca ne kadar şahane bir program gibi görünüyor değil mi? Çocuklarımız çatır çatır İngilizce konuşacak bu sayede. Belki de gelecekte makûs geri kalmışlıktan kurtulacağız İngilizce konuşarak. Bizim hiç ressama, müzisyene, sporcuya, sinemacıya, şaire, edebiyatçıya, bilim adamına, mucide ihtiyacımız yokmuş gibi davranmaya devam edelim bir süre daha.

Mahir KILIÇOĞLU
Eğitimci
09 Ekim 2016 Pazar 21:37 http://www.kamuexpress.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir